<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>anne arşivleri - Vicco Blog</title>
	<atom:link href="https://blog.vicco.com.tr/tag/anne/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://blog.vicco.com.tr/tag/anne/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Jan 2022 09:21:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/blog.vicco.com.tr/wp-content/uploads/2024/02/cropped-favicon.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>anne arşivleri - Vicco Blog</title>
	<link>https://blog.vicco.com.tr/tag/anne/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">209437751</site>	<item>
		<title>Doğum Koçu Nedir?</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/dogum-kocu-nedir/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/dogum-kocu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 09:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum koçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yılların en çok tartışılan konularından birisi; normal doğumun mu yoksa sezaryen doğumunun mu daha iyi olduğudur. Sağlık çalışanları ve...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/dogum-kocu-nedir/">Doğum Koçu Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yılların en çok tartışılan konularından birisi; normal doğumun mu yoksa sezaryen doğumunun mu daha iyi olduğudur. Sağlık çalışanları ve bakanlık, normal doğumun anne ve çocuk sağlığı açısından daha doğru bir seçim olduğu üzerinde durmaktadırlar. Ancak, annenin normal doğumdan korkması, bu aşamada kafaları karıştıran bir durumdur. Sağlık bakanlığı tarafından da desteklenen doğum koçluğuyla, annelerin normal doğum korkusunu hafifleterek, kadınları normal doğuma yöneltmek amaçlanmaktadır.<br><strong>Doğum Koçluğu Nedir?</strong><br>Doğum koçluğu, normal doğum yapacak annelerin, korkusunu hafifletmek ve hamilelik dönemini daha stressiz ve rahat bir şekilde geçirmek için başlatılan bir uygulamadır. Doğum koçluğu yapabilmeleri için; ebelerin bir eğitimden geçmesi gerekmektedir. Ardından doğum koçu ünvanını almaya hak kazanan ebeler, annelerin doğumlarını daha rahat şekilde yapmaları için doğum sırasında yanlarında bulunarak, destek olmaktadırlar.<br><strong>Doğum Koçunun Görevleri Nelerdir?</strong><br>Doğum koçu, anne ile beraber doğuma girmektedir. Doğum sırasında, anne ile ilgilenerek doğumun kolaylaşmasını sağlamaktadır. Doğum öncesi, anneye bazı taktikler vererek, doğumun daha kısa sürede gerçekleşmesinde yardımcı olmaktadır. Hamilelik döneminde, anneye kendisinin yapacağı ve bu dönemde yaşanabilecek ağrıların miktarını azaltacak olan masajların eğitimini vermektedir.<br>Doğumda Doğum Koçu Bulunmasının Faydaları Nelerdir?<br>Annenin doğum için hastaneye gelmesi itibari ile anneye odaklanan doğum koçu, doğum korkusunu azaltmaktadır. Bu durum da, anne adaylarının normal doğuma daha ılımlı bakmalarını sağlayarak, boş yere narkoz alınmalarını önleyecektir.<br>Doğum sırasında, doğumu yaptıran ameliyathane ekibinin tüm ilgisi bebek ve bebeğin sağlıklı bir şekilde doğmasındadır. Bu süre içerisinde, annenin duygusal durumu ile ilgilenmeleri mümkün değildir. İşte, doğum koçu annenin gerek duygusal gerekse fiziksel durumunu takip etmekte ve gerekli durumlarda hamile kadını destekleyerek, ıkınma durumunu kolaylaştırmaktadır.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/dogum-kocu-nedir/">Doğum Koçu Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/dogum-kocu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2448</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi Kucağınıza Ne Zaman ve Ne Kadar Almalısınız?</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/bebeginizi-kucaginiza-ne-zaman-ve-ne-kadar-almalisiniz/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/bebeginizi-kucaginiza-ne-zaman-ve-ne-kadar-almalisiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Nov 2021 10:12:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne kucağı]]></category>
		<category><![CDATA[bebe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni ebeveyn olmuş insanların akıllarında pek çok soru vardır. Bebeklerin ne kadar süre ile kucakta tutulması, bu sorulardan sadece biridir...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/bebeginizi-kucaginiza-ne-zaman-ve-ne-kadar-almalisiniz/">Bebeğinizi Kucağınıza Ne Zaman ve Ne Kadar Almalısınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yeni ebeveyn olmuş insanların akıllarında pek çok soru vardır. Bebeklerin ne kadar süre ile kucakta tutulması, bu sorulardan sadece biridir diyebiliriz.<br>Bebekler 9 ay boyunca anne karnında sıcak, güvenli, vücudu sarmalayan sessiz bir ortamda bulundukları için doğduktan sonra da bu sıcaklığı arıyor olabilirler. Doğumdan özellikle ilk 3-4 ay dış ortama alışmakta zorluk çekerler.<br>Güvenli ortamından uzakta kalmak demektir. Bu ortam bebekleri huzursuz eder ve sürekli güvenli ortamlarına geri dönmek için ağlamalarına neden olur. İşte bu nedenle annenin vücuduna yakın olmak ve kucakta kalmak isterler. Çünkü kucakta olmak onları sakinleştirir, rahatlatır ve mutlu eder. Kısaca ağlayan bebeğinizi kucağınıza aldığınızda mutlaka sakinleşir.<br>Yapılan pek çok çalışma bebeklerin hem fizyolojik hem de psikolojik olarak dokunulma ve sarılmaya ihtiyaçları olduğunu göstermiştir. Doğumdan itibaren bebeğinize sarılmanın onun fiziksel ve psikolojik gelişimine katkısı vardır. Ayrıca bebeğinizi tanımanıza ve onun ipuçlarına duyarlı olmanızı sağlar. Zaten ilk aylarda bebeklerin çoğu kendisini annesinin veya primer bakım veren kişinin bir parçası olarak algılar.<br>Son yıllarda pek çok aile bağımsızlığa çok fazla önem verdiği için bebekleri çok sık kucağa almanın bu bağımsızlığı negatif etkileyeceğini düşünmektedir. Ama aslında kucağa alınan bebeklerin ileride daha bağımsız olduğu gösterilmiştir.<br>Anne babaların bebeğimi ne zaman kucağa almalı ve ne kadar süre ile kucakta tutmalı gibi endişeleri de vardır. Bebeğinizin ihtiyacı olduğunu hissettiğinizde kucağa almanız yeterlidir. Tabi ki 24 saat boyunca bebeğinizi kucağınızda taşımanız zordur. Eşiniz ve akrabalarınız da bu konuda size yardımcı olabilir. Ayrıca bir sling veya taşıyıcı kullanmak da sizi rahatlatır ama bebeğinizi uzun süre kucakta tutmanın onun gelişimini de etkileyebileceğini unutmayın. Motor becerileri için ve kaslarının gelişimi için aktivite yapması ve kucakta olmadığı zamanların da olması gerekir. Yerde oyun matı üzerinde vakit geçirmesi onun gelişimini destekleyecektir.<br><strong>Peki bebekler her ağladığı zaman kucağa alınmalı mı?</strong><br>Önemli olan ihtiyacı olduğu zaman mutlaka kucağa alınmasıdır. Bebeklerin her ağladığında fazladan kucaklanması veya ağlamasının görmezden gelinerek kucağa alınmaması davranışının her ikisi de yanlıştır. Doğru olan onun ihtiyacı olduğu zamanı anlamak ve o zaman kucağa almaktır. Sonuçta unutmayın ki bebekler büyüdüğü zaman hiç biri kucakta olmak istemez. Ayrıca zaman çabuk geçer ve bebeğiniz hemen büyür. Büyüdüğü zaman zaten siz onu kucağınıza alamazsınız. O nedenle bebeğinizin size ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz zaman onu mutlaka kucağınıza alın ve onu sevdiğinizi hissettirin.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/bebeginizi-kucaginiza-ne-zaman-ve-ne-kadar-almalisiniz/">Bebeğinizi Kucağınıza Ne Zaman ve Ne Kadar Almalısınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/bebeginizi-kucaginiza-ne-zaman-ve-ne-kadar-almalisiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2403</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hamileler için Kışa Hazırlık Önerileri</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/hamileler-icin-kisa-hazirlik-onerileri/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/hamileler-icin-kisa-hazirlik-onerileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2021 07:44:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kış aylarında hamilelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında havaların soğuk olması ve kapalı alanlarda kalma süresinin artması ile bulaşıcı hastalıkların daha sık görüldüğünü belirten İSÜ Liv...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/hamileler-icin-kisa-hazirlik-onerileri/">Hamileler için Kışa Hazırlık Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kış aylarında havaların soğuk olması ve kapalı alanlarda kalma süresinin artması ile bulaşıcı hastalıkların daha sık görüldüğünü belirten İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Canan Çalışkan Furtuna, “Kış aylarında gebelik geçirecek anne adayları enfeksiyon kapma ve bebeğinin etkilenme ihtimaline karşı yaz gebelerine göre daha endişeli olabilir” dedi.<br>İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Canan Çalışkan Furtuna, bu dönemi kolay atlatabilmeleri için gebelere altın değerinde önerilerde bulundu.<br><strong>Hamilelik sürecinde nasıl beslenmelisiniz?</strong><br>Kış mevsimi sebze ve meyve açısından tam bir C vitamini kaynağı. C vitamini tartışmasız bağışıklık sisteminin en güçlü silahlarından biri olduğundan gebeler beslenmelerinde mutlaka portakal, mandalina, greyfurt, brokoli, karnabahar, havuç, kereviz ve yeşil yapraklı sebzelere yer vermeliler. Ayrıca bu besinler posa açısından da zengin olduğunda gebelikte yavaşlayan boşaltım sisteminin düzeltilmesine katkı sağlayacaktır.<br>Yaz mevsiminde güneşten aldığımız D vitaminini kış mevsiminde bolca bulduğumuz balıklardan alabilirsiniz. Balıklar tam bir omega kaynağı olduğu için bebek gelişimine de etkisi çok fazla olabilmektedir.<br>Soğuyan havalarla birlikte gebeler daha az miktarda su tüketmeye başlayabilir. Yetersiz su alımında enfeksiyon riski artacağından erken doğum gibi ciddi sorunlar oluşabilir. Su içmeyi hatırlamak için masanızdan su dolu şişenizi eksik etmemelisiniz.<br>Kıyafe<strong>t seçiminde nelere dikkat etmelisiniz?</strong><br>Soğuk havalarda ısınmak için kat kat giyilen sentetik, naylon yapıda kıyafetler terlemeyi arttırarak mantar problemleri oluşturabilir. Bu sebepten dolayı kıyafet seçerken pamuklu, hava geçiren kıyafetler seçmeye dikkat etmelisiniz. Yağışlı havalarda kayma, düşme riskine yönelik tabanı kaymayan kauçuk ve benzeri materyallerden olan ayakkabıları tercih etmelisiniz.<br><strong>Havalandırmalara dikkat!</strong><br>Kış mevsiminde kullanılan kalorifer, soba, klima odanın nemini düşürerek nemsiz kuru bir oda havası sunar. Bu durumu engellemek için vakit geçirdiğiniz odada ıslak havlu bulundurarak veya oda nemlendirme cihazları kullanarak oda neminizi ideal aralıkta tutabilirsiniz. Düzenli olarak her gün evlerinizi havalandırmalısınız. Ayrıca sigara kullanmıyor olsanız bile pasif içicilik de bebeğinize zarar verebilir. Bu nedenden dolayı sigara içilen ortamlardan uzak kalmalısınız.<strong><br>Soğuk algınlığı için önlem almalısınız!</strong><br>Malum kış mevsimi grip, nezle gibi üst solunum yolu hastalıklarının sık görüldüğü mevsimdir. Gebeler hasta olmaktan bebeğe zarar geleceğinden korkarlar. Mevsimsel hastalıklara yakalanmamak için hasta olan kişilerle temas etmeyiniz. Grip aşısı olabilirsiniz. Hasta olduğunuzu anladığınız takdirde dinlenip, bol sıvı tüketmelisiniz. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamalısınız. Burun tıkanıklığı oluşursa deniz suyu ile açabilirsiniz veya soğuk buhar ile daha kaliteli uyku uyuyabilirsiniz. Ihlamur, zencefil gibi bitki çayları tüketerek bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz. Öksürük, ateş, halsizlik 3 günden uzun sürüyorsa doktorunuzla iletişime geçmeyi ihmal etmeyin.<br><strong>Hareketsiz kalmayın!</strong><br>Havaların soğuması ile kapalı alanda daha çok kalan gebeler hem psikolojik olarak he m de fiziksel açıdan zorluklar yaşayabilir. Gebelere eğer doktorları tarafından yatak istirihati önerilmediyse, uygun kıyafetler ile günde 30 dakika açık havada yürüyüş öneriyoruz. Spor yapmak hem size hem bebeğinize iyi gelecektir.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/hamileler-icin-kisa-hazirlik-onerileri/">Hamileler için Kışa Hazırlık Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/hamileler-icin-kisa-hazirlik-onerileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2372</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğan Bebeğin Doyduğunu Nasıl Anlaşılır?</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/yeni-dogan-bebegin-doydugunu-nasil-anlasilir/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/yeni-dogan-bebegin-doydugunu-nasil-anlasilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Sep 2021 05:40:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeklerin emme refleksleri, henüz anne karnındayken başlar. Bu sebeple bebeklerin hepsi doğdukları ilk andan itibaren annelerinin memesine götürüldüklerinde direk memeyi...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/yeni-dogan-bebegin-doydugunu-nasil-anlasilir/">Yeni Doğan Bebeğin Doyduğunu Nasıl Anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bebeklerin emme refleksleri, henüz anne karnındayken başlar. Bu sebeple bebeklerin hepsi doğdukları ilk andan itibaren annelerinin memesine götürüldüklerinde direk memeyi emmeye çalışırlar. Yeni doğum yapan annelerin doğumdan sonraki ilk birkaç gün sütleri az gelebilir ama bebek annesinin memesini emdikçe anne sütü de günden güne artar.</p>



<p>Yeni doğum yapan annelerin hormon düzeylerinde meydan gelen değişiklikler olabilir. Buna bağlı olarak lohusalıkta kaygı düzeyleri artış gösterir. Emzirirken bebeklerinin ne kadar süt emdiğini anlayamadıklarından düzeni sağlayana kadar bebeklerinin doyup doymadığından endişe ederler. Bebeklerin mideleri zaten çok küçüktür ve az miktarda alacakları süt ile karınları doyar. Yani endişe edilecek bir durum yoktur.</p>



<p>Bebeklerin mide kapasiteleri ilk haftalarda çok küçüktür. İlk doğdukları gün 1.5 çay kaşığı, üçüncü gün 1.5 çorba kaşığı, ilk hafta 3-4 çorba kaşığı, birinci ay 0.5-1 çay bardağı kadar anne sütü almaları gelişimleri ve kilo almaları için yeterlidir.</p>



<p>Eğer <strong>anne sütü</strong> az geliyor veya bir nedenden anne sütüyle beslenme yapamıyor ise, bebeğe çocuk doktoru kontrolünde formül mamalar başlanmalıdır. Aksi taktirde bebek yeteri kadar beslenemediğinden büyümesinde gerileme görülebilir. Bu durumda doktorunuzdan yardım istemeyi kesinlikle ihmal etmeyin.</p>



<p>Yeni doğan bebekler doyduğu zaman anne memesinden veya biberondan kendilerini geriye doğru aratarak uzaklaşırlar. Bu durum yeni doğan bebeklerin doyduğunu ve emmeye devam etmek istemediğini gösteren işaretlerden biridir. Karnı doyan yeni doğan bebek anne memesiyle oynamaya ve oyalanmaya başlar. Bu şekilde de yeni doğan bebeğin doyduğu anlaşılabilir.</p>



<p>Emzirme sonrası karnı iyice doyan yeni doğan bebek çoğunlukla anne memesinde uyuklamaya başlar. Yatağına yatırıldığında bir süre kesintisiz uyur. Rahat uyuması karnının iyi doyduğunun göstergesidir. Eğer uyutulduktan 5-10 dakika sonra bebek uyanıyor ve huysuzlanıyor ise doymamış ve o nedenle uyuyamıyor olabilir.</p>



<p>Yeni doğan bebeğin doyduğu, bebeğin emzirme sonrası kol ve bacaklarının gevşemesinden de anlaşılabilir. Doymuş bebek, rahatlamış ve huzurlu olur. Rahatlıkla anlayabilirsiniz.</p>



<p>Karnı doymayan bebekler anne memesinden kolay kolay ayrılmak istemezler. Uyku için yatağa konulduklarında ise sık sık ağlarlar. Bu durum genelde yeni doğan bebeğin doymadığını gösteren bir işarettir.</p>



<p>Bebekler iletişimlerini ağlayarak sağlarlar ve pek çok nedene bağlı olarak huzursuzlanırlar. Huysuzlanma nedenlerinden biri de doymamaları olabilir. Yeni doğan bebekler huzursuzlandıklarında iyi gözlemlenmeli ve doymama ihtimalleri mutlaka gözden geçirilmelidir.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/yeni-dogan-bebegin-doydugunu-nasil-anlasilir/">Yeni Doğan Bebeğin Doyduğunu Nasıl Anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/yeni-dogan-bebegin-doydugunu-nasil-anlasilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2355</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Müziğin Bebeğe Etkisi</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/hamilelikte-muzigin-bebege-etkisi/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/hamilelikte-muzigin-bebege-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Sep 2021 08:31:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeğin anneyle iletişimi annenin henüz karnındayken başlıyor. Çocuk gelişimine önemli etkisi olan müzik, hamileler ve henüz anne karnında olan bebekler...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/hamilelikte-muzigin-bebege-etkisi/">Hamilelikte Müziğin Bebeğe Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bebeğin anneyle iletişimi annenin henüz karnındayken başlıyor. Çocuk gelişimine önemli etkisi olan müzik, hamileler ve henüz anne karnında olan bebekler için de son derece yararlı. Müzik hayatımızın her alanında var. Yalnız kaldığımızda, sevdiklerimizle olduğumuzda, törenlerde, kutlamalarda, okullarda, bazen çalışırken bile arkada planda sakin müzikler dinliyoruz. Sevdiğimiz şarkılar ruh halimizi anında değiştirebiliyor ki müziğin iyileştirici, sakinleştirici, mutluluk verici etkisi herkes için geçerli. Hatta bu durumun henüz anne karnında başladığı ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Hamileler ve anne adayları, yoğun bir stres ve duygu değişimiyle mücadele ettiklerinden müziğin iyileştirici etkisiyle huzur buluyor; anne adaylarının dinlediği şarkılar doğal olarak bebeği de etkiliyor.<br>Anne karnındaki bebek; annesinin kalp sesini, damardan geçen kan sesini net olarak duyuyor. Dışarıdan gelen sesleri ise uğultulu bir şekilde algılıyor. Hamilelik döneminde anne karnındaki bebeğe müzik dinletmenin zeka gelişimine ne kadar katkıda bulunduğuna dair kesin bir bulgu olmasa da çalışmalar, bebeğin sakin ve huzurlu olduğunu ortaya koymaktadır.<br><strong>Hamilelikte anne hangi müzikleri dinlenmeli?</strong><br>Bebekler, hamileliğin 16’ncı haftasından itibaren dışarıdan gelen sesleri duyabiliyor. Gebelik sırasında uzmanlar ise genellikle yavaş tempolu, yumuşak, hafif müzikleri tavsiye ediyor; Klasik Batı Müziği, Klasik Türk Müziği ya da enstrümental gibi. Bebeklerin kalp atışlarına en uyumlu olan müziğin &#8220;Klasik Müzik” olduğu söyleniyor. Mozart, Bach gibi bestecilerin eserleri, Mevlevi müziği, ney sesi bebeğe sakinlik ve huzur vermekte. Çok sesli ve sert müzikler ise bebeğin kulaklarına zarar verebiliyor. Bebeklerde 80 desibel üzeri seslerin stres oluşumuna yol açtığı da biliniyor. Anne adayı da bebeğin hangi müziklerde/ şarkılarda ne tür davranışlar sergilediğini gözlemleyip ona göre bir müzik tarzı belirleyebilir.<br>Üstelik anne karnındayken bebeğe dinletilen müziklere, bebekler alışabiliyor ve doğumdan sonra da bu müzikleri, sesleri hatırlayabiliyorlar. Doğumdan sonra da bu müzikler dinletilip bebeğin sakinleşmesi, rahatlaması sağlanabilir. Bebek, annesinin söylediği ninnilere alışır ve o ninniyle rahatlıkla uykuya dalabilir. Aynı şekilde anne karnında klasik müzik dinletilmiş bir bebek, doğduktan sonra da o müzikle uyuyabilir. Kimi uzmanlara göre gebeliğin 28’inci haftası itibariyle bebeğin beyin hücreleri geliştiği için bebeğe müzik dinletmek faydalı. Müzik bir bakıma annenin bebekle iletişim kurma yöntemi. Anne adayının mutluluğu da bebeğin mutluluğu ve huzuruyla paralel. Annenin müzik dinlerken salgıladığı endorfin, melatonin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının bebeğe olumlu etkisi olduğu kesin.<br>Hamilelerin zaten cep telefonlarından mümkün olduğunca uzak durması tavsiye edilirken cep telefonlarını karınlarına dayayarak bebeğe müzik dinletmeleri önerilmiyor. Kulaklıkları da anne karnına dayamak doğru değil. Bebekte strese yol açabilir ve gereksiz bir ses, gürültü oluşur. Anne adaylarının fazla gürültülü ortamlarda bulunmaması da uzmanların bir diğer uyarısı. Hamilelikte bebek ile iletişim ve müziğin olumlu etkisinin altını çizdik. Ya sonrası? Müziğin hayatın her anında olumlu bir etkisi olduğu aşikar. Anne karnındayken &#8220;ritim” ile tanışan bebekler, daha sonraki yaşamlarında daha sosyal, mutlu ve başarılı olabiliyor. Araştırmalara göre bebeğe müzik dinletmek, miniklerin beyninde yeni bağlantıların ve yolların oluşmasını destekliyor. Doğumdan sonra ve ileriki yaşlarda da müzikle büyüyen çocuklar; duygusal zeka, matematik, dil, yaratıcılık, sosyal iletişim ve hafıza gibi alanlarda da hızlı bir gelişim gösteriyor. Müziğin ritmine göre hareket etmeye başlayan bebekler, fiziksel gelişimlerinin tamamlanmasıyla oynamaya, dans etmeye, el çırpmaya başlıyor. Bu hareketler ise bebeklerin ve çocukların motor ve küçük kas becerilerinin gelişimini destekliyor. Müziğin, kulak ve dil gelişimine de katkısı büyük. Annenin bebeğine bakarak ninni veya şarkı söylemesinin miniklerin dil gelişimine yararları tartışılmaz.<br><strong>Hamilelik</strong> ve hamilelik sonrasında dinlenen müziklerin bebeklere etkisini vurguladık ama anne adayları ve anneler için de müziğin pozitif bir etkisi olduğunu da belirtmeliyiz. Müzik dinlemek, annelerin ve anne adaylarının stresten uzaklaşmak için başvurabileceği en pratik ve kolay bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar özellikle doğumdan sonra yaşanabilecek depresyonun en az hasarla atlatılmasında müziğin önemine dikkat çekiyor. Hamilelik sırasında ve sonrasında annenin üzüntüsü ve stresi, tavşan ya da yarık dudak adlandırılan fiziksel rahatsızlığa, erken doğuma ya da emzirmenin bile güçleşmesine neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/hamilelikte-muzigin-bebege-etkisi/">Hamilelikte Müziğin Bebeğe Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/hamilelikte-muzigin-bebege-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2347</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Anne için Emzirmenin Önemi</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/anne-icin-emzirmenin-onemi/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/anne-icin-emzirmenin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 07:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2344</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk altı ay boyunca emzirilen ve sadece anne sütüyle beslenen bebekler, yaşamlarının ileriki döneminde daha sağlıklı ve dayanıklı oluyor.Uzmanlar, bebeklerin...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/anne-icin-emzirmenin-onemi/">Anne için Emzirmenin Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İlk altı ay</strong> boyunca emzirilen ve sadece anne sütüyle beslenen bebekler, yaşamlarının ileriki döneminde daha sağlıklı ve dayanıklı oluyor.<br>Uzmanlar, bebeklerin dünyaya geldikleri ilk altı ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmelerini tavsiye ediyor. Bu dönemde bebeğe su verilmesini bile önermiyorlar. Bebeklerin bir yıl boyunca anne sütüyle beslenmeye devam etmeleri gerekiyor, fakat altı aydan sonra su, mama, sebze, tahıl, meyve, protein gibi ek gıdalara geçilmesi tavsiye ediliyor.<br><strong>Anne sütü</strong>, bebekler için ideal beslenmeyi sağlamaktadır. Bebeğinizin büyümesi için ihtiyaç duyduğu her şeye yani bir vitamin, protein ve yağ karışımına sahiptir. Bebekler, anne sütünü formül mamaya göre daha kolay sindirebilir. Anne sütü, bebeğinizin virüslere ve bakterilere karşı savaşmasına yardımcı olan antikorlar içerir. Emzirme, bebeğinizin astım veya alerji olma riskini azaltır. Ayrıca, yalnızca ilk altı ay boyunca emzirilen, herhangi bir formül mama tüketmeyen bebeklerde daha az kulak enfeksiyonu, solunum yolu hastalıkları ve ishal rahatsızlıkları gelişir. Bazı çalışmalar; emzirmeyi, daha sonraki çocukluk döneminde daha yüksek IQ puanlarıyla ilişkilendirmiştir. Dahası; emzirme sırasındaki fiziksel yakınlık, cilde ciltle temas ve göz teması, bebeğin anneyle bağ kurmasına ve kendini güvende hissetmesine yardımcı olur. Anne sütüyle beslenen bebeklerin, fazla kilolu çocuklar olmak yerine, büyüdükçe doğru miktarda kilo aldıkları da gözlemlenmiştir. Hatta emzirmenin, tam olarak kanıtlanmasa bile diyabet, obezite ve bazı kanser risklerini azalttığı düşünülmektedir.<br><strong>Emzirmenin anneye faydaları</strong> da çok fazla. Emzirme ekstra kalori yakar, böylece hamilelikten sonra annenin daha hızlı kilo vermesine yardımcı olabilir. Ayrıca emzirme; rahmin hamilelik öncesi boyutuna geri dönmesine yardımcı olan ve doğumdan sonra rahim kanamasını azaltabilecek olan oksitosin hormonunu serbest bırakır. Emzirme aynı zamanda meme ve yumurtalık kanseri riskini de azaltır. Emzirmenin anneye faydalarından biri de osteoporoz riskini de düşürmeye yardımcı olabilmesi. Formül mama satın almanız ve ölçmeniz, biberon uçlarını veya biberonların kendisini sterilize etmek gerekmediğinden, emzirmek anneye zaman ve para kazandırır. Ayrıca annenin, bebeğiyle huzurlu bir bağ kurmasını sağlar.<br>Doğumdan sonraki ilk birkaç gün, annenin göğüsleri ideal bir ‘ilk süt’ yapar. Buna kolostrum denir. Kolostrum; kalın, sarımsı ve azdır, ancak içinde bebeğin beslenme gereksinimlerini karşılayacak çok fazla şey barındırır. Kolostrum, yeni doğanın sindirim sisteminin gelişmesine ve anne sütünü sindirmeye hazırlanmasına yardımcı olur. Çoğu bebek, doğumdan sonraki ilk üç ila beş günde az miktarda kilo kaybeder. Ama endişelenmenize gerek yok çünkü bu, emzirme ile ya da sütünüzün yeterli olup olmadığıyla ilgili değildir. Bebeğiniz daha fazla süte ihtiyaç duyduğunda, annenin göğüsleri buna daha fazla süt üreterek cevap verir. İlk altı ay boyunca, uzmanların tavsiyesinin aksine anne sütünün yanında bebeğe formül mama da verilmesi durumunda, annenin göğüslerinin zamanla daha az süt yapmaya başlayabileceği de genel görüşler arasında. Ama bebeğinizi, tavsiye edilen altı aydan az bir süre emzirmek bile, hiç emzirmemekten çok daha iyidir. Altı aydan sonra bebeğinizin beslenmesine katı yiyecekler ekleyebilirsiniz, ancak süt üretmeye devam etmek istiyorsanız emzirmeye de devam etmelisiniz.<br>Bebeğinizi size bakacak şekilde kollarınızın arasında yerleştirin, böylece bebeğiniz rahat eder ve emmek için boynunu bükmek zorunda kalmaz. Bir elinizle göğsünüzü tutun ve bebeğinizin alt dudağını meme ucunuzla hafifçe dürtün. Bu sayede bebeğiniz, içgüdüsel olarak ağzını açacaktır. Elinizle bebeğinizin boynunu desteklerken, bebeğinizin ağzını meme ucunuzun çevresine yaklaştırın, meme ucunuzu bebeğin ağzında dilin üzerinde ortalamaya çalışın. Her iki dudak da meme ucunuzdan dışarıya doğru çekildiğinde bebeğinizin doğru şekilde kilitlendiğini hissedeceksiniz. Bebeğiniz tüm meme ucunuzu ve meme ucunuzun etrafındaki koyu ten olan areolanın çoğunu ağzına almalıdır. Hafif bir karıncalanma ya da gerilme hissedebilirsiniz, ancak emzirmek acı vermemelidir. Bebeğiniz düzgün bir şekilde kilitlenmiyorsa ve pürüzsüz, rahat bir ritim ile emmiyorsa; meme ucunuzu çıkarın ve tekrar deneyin. İyi mandallama, ağrılı meme uçlarının önlenmesine de yardımcı olur.<br>Bebeğinizi emzirirken ne kadar rahat olursanız, bebeğiniz de o kadar rahat emer. Emzirmeye başlamadan önce kollarınızı, başınızı, boynunuzu, ayaklarınızı ve bacaklarınızı destekleyecek bir ayak desteği ve yastıklarla rahat bir pozisyon alırsanız sizin ve bebeğiniz için emzirme süreci daha rahat olur.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/anne-icin-emzirmenin-onemi/">Anne için Emzirmenin Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/anne-icin-emzirmenin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2344</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocuk Psikolojisinde Anne ve Babanın Önemi</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/cocuk-psikolojisinde-anne-ve-babanin-onemi/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/cocuk-psikolojisinde-anne-ve-babanin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 08:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erken çocukluk dönemi olarak adlandırılan 0-8 yaş gelişimin temellerinin atıldığı, temel bilgi ve becerilerin kazanıldığı yıllar olması nedeniyle büyük önem...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/cocuk-psikolojisinde-anne-ve-babanin-onemi/">Çocuk Psikolojisinde Anne ve Babanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Erken <strong>çocukluk dönemi</strong> olarak adlandırılan 0-8 yaş gelişimin temellerinin atıldığı, temel bilgi ve becerilerin kazanıldığı yıllar olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Bu dönemde bilişsel, dil, sosyal-duygusal, psiko-motor gelişim alanları yönünden çocuğun hızlı bir gelişim göstermesi ve öz bakım becerilerini kazanması nedeniyle eğitime doğum ile başlanmaktadır. Bu yıllar, diğer yaşam dönemleri ile kıyaslandığında gelişim alanlarının birbiriyle ilişkisinin en fazla olduğu dönem olması nedeniyle kritik yıllar olarak da adlandırılmaktadır.<br>Dolayısıyla, erken çocukluk döneminde çocuğa gösterilecek özen ve ona verilecek eğitim geleceğin sağlıklı, yaratıcı, üretken ve başarılı bireylerinin altyapısını hazırlamaktadır. Bu yıllarda, çocukların sürekli öğrenme hâlinde olduğu bilinmekte ve bu dönemdeki olumsuz yaşantılar sürekli alışkanlık hâline gelmektedir.<br>Çocuğun içinde yaşadığı çevresel koşullar ve aile ortamının niteliği, çocuğun gelişim alanlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. <strong>Erken çocukluk</strong> döneminde çocuğa sunulan koşulsuz sevgi, güven verici ortam ve zengin uyarıcı çevre, onun duygusal ve bilişsel gelişimine temel oluşturmaktadır. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesinde ve gelişmesinde anne babalara büyük görevler düşmektedir.<br>Bu sebeple çocuğun bakım ve gelişiminde yakın çevrenin rolü göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Çocuğun yakın çevresini oluşturan aile, çocuğun tüm gelişimini desteklemede olduğu gibi sosyalleşme sürecinde de önemli bir etkendir. Kişiliğin temellerinin atıldığı ailede anne ve babalara çocuklarının gelecekteki kişiliğini belirlemede büyük görevler düşmektedir. Aile işlevselliği, evlilikteki uyum ve çatışma, anne-babanın çocuk yetiştirme tutumları ve bunların etkileri çocuğun gelişiminde önemli rol oynamaktadır.<br>Anne babaların çocuklarını desteklemeleri, etkin anne baba olabilmeleri, çocukları ile sağlıklı iletişim kurabilmeleri, çocuklarına karşı olumlu tutum ve davranış geliştirebilmeleri, çocuklar için zengin uyarıcılı ortamlar hazırlayabilmeleri ve kendilerine olan güvenlerini artırabilmeleri konusunda desteğe ihtiyaçları duyabilirler. Anne babaların bu kritik dönem hakkında bilgilendirilmesi ve erken çocukluk döneminin önemine karşı duyarlılıklarının artırılması büyük önem taşımaktadır.<br>Ebeveynlerin çocuklarıyla kaliteli ve verimli vakit geçirmeleri, aile ilişkilerinin güçlenmesine, ebeveynlerin çocuklarını daha iyi tanımasına, onları doğru yönlendirmesine, çocuğun ebeveynlerini model almasına ve çocuğun özellikle duygusal, sosyal gelişiminin desteklenmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca kendisine vakit ayrılan çocuk, sevildiğini, kendisine değer verildiğini hissetmekte, bu da güven duygusunun artmasına yardımcı olmaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü, anne-babalar çocuklarıyla verimli ve kaliteli vakit geçirmeye özen göstermelidirler. Çocuk gelişimi üzerine yapılan araştırmalar, okul öncesi dönemde anne-baba ile geçirilen zamanın ve bu zaman dilimindeki kaliteli etkileşimin; çocuğun beyin ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkilerini ortaya koyuyor. Anne baba veya bakım veren yetişkin ile birlikte zaman geçirmek çocuğun;<br>• Merkezi sinir sisteminin gelişmesini destekler,<br>• Benlik algısını güçlendirir,<br>• Yetişkin ile güvenli bir bağ kurmasına yardımcı olur,<br>• Ebeveynlerine ve kendine olan güvenini geliştirir.<br>Verimli ve kaliteli vakit geçirmek, birlikte televizyon izlemek, birlikte olmak ya da aynı ortamda bulunup farklı uğraşlarla meşgul olmak demek değildir. Verimli ve kaliteli vakit geçirmek, ebeveynlerin çocuklarıyla karşılıklı, sözel ya da sözel olmayan bir şekilde veya iş birliğine dayalı etkileşimde bulunması anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle, verimli ve kaliteli vakit geçirmek, çocuğun, bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimine katkı sağlayacak, eğitici, öğretici, eğlendirici, yaratıcılık içeren faaliyetlerini ve çocuğun yaşına uygun sorumluluk almasını destekleyici, karşılıklı etkileşime dayalı veya iş birliğine dayalı faaliyetleri içermektedir. Çocuğun hayatındaki önemli kişilerle yakın bir ilişki halinde dış dünyayı deneyimlemesine olanak sağlamayı ve öğrenmeyi günlük yaşantı içerisinde desteklemeyi sağlayan eğitim araçlarından faydalanmak işe yarayacaktır. Kısacası kaliteli zaman geçirmek için çok farklı ev dışı etkinlikler araştırmaya gerek yok. Evde kaliteli zaman geçirmek de mümkün.<br><em>Psikolojik Danışman Elif Özmen</em></p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/cocuk-psikolojisinde-anne-ve-babanin-onemi/">Çocuk Psikolojisinde Anne ve Babanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/cocuk-psikolojisinde-anne-ve-babanin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2331</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bebekler Ne Zaman Konuşmaya Başlar?</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/bebekler-ne-zaman-konusmaya-baslar/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/bebekler-ne-zaman-konusmaya-baslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 07:53:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek konuşmaya ne zaman başlar?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeği konuşma sürecinde olan annelerin merak ettiği birçok soru vardır. Bebekler, dünyaya geldikleri ilk andan itibaren iletişim kurmaya başlıyor. Bebeğin...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/bebekler-ne-zaman-konusmaya-baslar/">Bebekler Ne Zaman Konuşmaya Başlar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Bebeği konuşma sürecinde olan annelerin merak ettiği birçok soru vardır. Bebekler, dünyaya geldikleri ilk andan itibaren iletişim kurmaya başlıyor. Bebeğin gelişim durumuna göre konuşmaya başladığı dönemde de değişiklikler olabilir. her bebeği kapsayacak kesin bir kronolojik takvim yoktur ama belli bir sıralama vardır.<br>İlk haftalar bebekler sözel iletişimlerini keşfederek şarkı, ninni, konuşma gibi tanıdık seslere tepki vermeye başlarlar. İlk haftalarda hareketlerle ve bazen de seslerle tepkilerini vermeye başlayan bebekler, bu haftadan itibaren ilk seslerini çıkarırlar.<br>İlk aylar bebeğiniz artık sizin sesinizi ve kendi sesini duyduğunda tanıyabilir, ‘agu, ‘gugu’ gibi kelimeleri söylemeye başlar. Kıkırdamaya, gülmeye başladığını da bu aylarda görebilmeniz mümkündür.</p>



<p>9. ay ve sonrası; bu aydan sonra değişik tonlarda sesler çıkarmaya başlarlar, başkalarıyla ama özellikle anne ve babasıyla karşılıklı ses çıkarmak hoşlarına gider.<br>İlk kelimelerini de 7. ve 12. aylarında söyleyebilirler ama bu kelimeler oldukça basit olan anne, baba, mama, dede gibi birbirini tekrarlayan hecelere sahip kelimeler olacaktır.<br>Bebeğinizi konuşmaya teşvik etmek için neler yapabilirsiniz?<br>Gelişim süreçleri her bebeğe göre farklılık gösteren süreçlerdir. Bu durum bebeğinizin fizyolojik gelişimine bağlı olarak değişmektedir.<br>Onunla sık sık konuşun; bebeğiniz anne karnından itibaren dış dünyada olan her şeyi duymaya başlar. Bu duyum sandığımız anlamda bir netlikte olmasa da sesleri algılaması ve tepki vererek iletişim kurması aslında anne karnından itibaren başlamaktadır. duymak ve dinlemek iletişim kurmanın ilk adımıdır. Bu nedenle hamilelik sürecinizde 5. aydan itibaren bebeğinizle konuşmaya başlayın. Bu, hem sesinizi tanımasını sağlar hem de iletişim kurmasında yardımcı olur.<br>Onun gözleri sizsizsin; bebeğinizin dış dünyadaki en önemli gözü sizsiniz. Onunla iletişim kurarken çevresindekileri algılaması, anlamlandırması için gördüklerinizi ona anlatın. Basit kelimeler kurarak çevrenizdeki olayları ve nesneleri ona anlatın.<br>Siz de dinleyici olun; konuşmak kadar dinlemek de önemli. bebeğiniz konuşmaya ya da ses çıkarmaya başladığında sabırlı olun ve onu dinleyerek anladığınızı belli edin. İlk başta farklı sesler çıkarmaya başladığında ona karşılık vererek konuşmanızı devam ettirin. sonrasında ilk kelimelerini duyduğunuzda yine aynı şekilde cümlesini, kelimesini bitirmesini bekleyin ve karşılıklı iletişim kurun.<br>Dijital iletişime dikkat edin; telefon, tablet, televizyon, bilgisayar gibi teknolojik ürünler bebeğinizin dil gelişimi için olumsuz bir etkiye sahiptir.<br>Kitap okuyun; diğer maddelerde de belirttiğimiz gibi iletişim önce duymak ve dinlemekten başlıyor. bu nedenle bebeğinize bol bol kitap okuyun. kısa, bebeğinizin yaşına uygun öyküler tercih edebilirsiniz. ayrıca bu kitapları seçerken içerisindeki görsellerin büyük, dikkat çekici ve anlaşılır olmasına dikkat edin. bebeğiniz dinlediği ve gördüğü şeyi birbirine entegre bir şekilde algılayacaktır.<br>Müzik dinleyin; müzik aslında kelimeleri öğrenmesinin ve ritim duygusuna sahip olarak gelişimlerinin hızlanmasının en eğlenceli yoludur. Bebeğinize uygun, tekrar eden nakaratlara ve anlaşılır kelimelere sahip şarkılar seçerek hem birlikte eğlenebilir hem de onun konuşmayı öğrenme sürecini kolaylaştırabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/bebekler-ne-zaman-konusmaya-baslar/">Bebekler Ne Zaman Konuşmaya Başlar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/bebekler-ne-zaman-konusmaya-baslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2305</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bebeğinize neden kitap okumalısınız?</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/bebeginize-neden-kitap-okumalisiniz/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/bebeginize-neden-kitap-okumalisiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 11:26:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeğiniz büyürken gerek fiziksel gerek zihinsel olarak onların gelişimlerini çok önemsediğinizi biliyoruz. Anne ve babalar olarak çocuğunuzun zekasını geliştirmenin en...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/bebeginize-neden-kitap-okumalisiniz/">Bebeğinize neden kitap okumalısınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bebeğiniz büyürken gerek fiziksel gerek zihinsel olarak onların gelişimlerini çok önemsediğinizi biliyoruz. Anne ve babalar olarak çocuğunuzun zekasını geliştirmenin en güzel yollarından biri ona kitap okumaktır.<br>Her bireyin kitap okumasının onlar için ve yaşadıkları toplum için ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Okul öncesi çocuğunuza kitap okumanızın faydalarını birlikte inceleyelim:<br>Küçükken<strong> kitap okuma alışkanlığı</strong> kazanmamış çocuklar büyüdüklerinde kitap okumayı sıkıcı bulabilirler. Bu yüzden çocuklarınıza küçükken kitap okuma alışkanlığını kazandırmalısınız. Çocuklar büyürlerken çok hareketlidir ama kitap okursanız eğer kitabı sakince dinlediğini göreceksiniz. Bu sırada sakin ve huzurlu olurlar.<br>Okul öncesinde kitaplara ilgili olan çocukların akademik başarılarının daha iyi olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Kelime dağarcığı geniş olmayan çocuklar fen ve matematik gibi alanlarda da başarı sağlayamazlar. Onlar kendi kendilerine kitap okumaya başlamadan önce sizin onlara kitap okumaya başlamanız gerekmektedir.<br>Siz çocuğunuza kitap okurken, sizden duyduğu sesler ile konuşma ve anlama açısından gerekli sesleri öğreniyor olacak.<br>Hiçbirimiz bir kitabın nasıl okunacağını, resimlerin kelimelerden farklı olduğunu bilerek doğmadık. Siz kitabı okurken çocuğunuzun sizi izlemesi ve taklit etmesi onun alacağı tüm eğitimin temelini oluşturacaktır.<br>Siz ona kitap okurken sizinle kurduğu ilişkiyle okuduğunuz kitaptaki karakterlerin ilişkisini görerek, küçük yaşta doğru iletişim kurmayı öğrenecektir.<br>Kitaplardan duyduğu cümle yapıları sayesinde dil bilgisi yatkınlığı okul öncesinde gelişmeye başlayacaktır.<br>Yeni bir deneyim öncesi geriliyorsa çocuğunuza bu konu ile ilgili bir kitap okumanız deneyim öncesi onu sakinleştirecektir, bu sırada küçük çocuklar başta hikayenin sonuna kadar bekleyemeseler de zamanla hikayenin sonunu beklemeyi öğrenecektir. Bu hem dikkat sürelerini uzatacak, hem de kendi disiplinlerini sağlama becerileri gelişecektir.<br><strong>Okul öncesi</strong> çocuklara kitap okunduğu zaman, bu çocuklar kitap okumayı görev olarak değil ilgi alanı olarak göreceklerdir. Kitap okunan çocukların diğer çocuklara oranla; kitabı, televizyon, bilgisayar oyunları ve tabletlerin yerine daha fazla seçtikleri gözlemleniyor.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/bebeginize-neden-kitap-okumalisiniz/">Bebeğinize neden kitap okumalısınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/bebeginize-neden-kitap-okumalisiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2298</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Emzirme Döneminde Nasıl Beslenmelisiniz?</title>
		<link>https://blog.vicco.com.tr/emzirme-doneminde-nasil-beslenmelisiniz/</link>
					<comments>https://blog.vicco.com.tr/emzirme-doneminde-nasil-beslenmelisiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vicco]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 12:21:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[emziren anne]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://blog.vicco.com.tr/?p=2294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğum yaptıktan sonra alınan kiloları vermek birçok anne için zordur. Uzmanlar bu dönemde kendinizin ve bebeğinizin sağlığını riske atmadan düzgün...</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/emzirme-doneminde-nasil-beslenmelisiniz/">Emzirme Döneminde Nasıl Beslenmelisiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğum yaptıktan sonra alınan kiloları vermek birçok anne için zordur. Uzmanlar bu dönemde kendinizin ve bebeğinizin sağlığını riske atmadan düzgün ve dengeli bir beslenme ile istenmeyen bu durumlardan kurtulabileceğinizi ifade ediyorlar.<br><strong>Emzirme dönemi</strong>, çocukların en hızlı geliştiği dönemdir. Bu sebeple annenin beslenmesine dikkat etmesi çok önemlidir.<br>Uzamanlar, bebeğinizi emzirdiğiniz dönemde her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze tüketmeniz gerektiği konusunda uyarıyor. Bebek emzirdiğiniz için proteinli besinler sizin için çok önemlidir. C vitamini yönünden meyveler de emzirme döneminde beslenme süreci için tüketilmesi gerekenler arasındadır. Bu dönemde; portakal, mandalina gibi meyveler tüketilebilir. <strong>C vitamini</strong> bol olan meyveleri tüketmeniz sizi ve bebeğinizi birçok hastalıktan koruyacaktır. Emzirme döneminde C vitamininin önemli çok büyüktür.<br>Bebeğinizi emzirdiğiniz dönemde tüm besinlerde doğru miktarda tüketmelisiniz. 3 ana ve 3 ara olmak üzere günde toplam 6 öğün yemek yemelisiniz. Emziren anne nasıl beslenmeli diyorsanız süt yapan kara lahana, ıspanak ve özellikle dereotu gibi yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve kuru yemişler tüketmelisiniz. Gün içinde en az 2 Lt su tüketmeyi ihmal etmemelisiniz. Emziren anne diyetine başlamadan önceden her gün 5, 6 porsiyon meyve ve sebze tüketmelisiniz.<br>Kompostolar ve süt anne için gaz yapmıyorsa kesinlikle tüketilmelidir. Anne sütünü arttıran yiyecekler arasında olan rezene ve papatya çayını da günlük tüketmeyi ihmal etmemelisiniz. Emzirme dönemindeki endişelerinizi bu çaylarla giderebilirsiniz. Gün içinde tüketeceğiniz 4, 5 porsiyon süt ve süt ürünleri, sütünüzün artmasına yardımcı olacaktır. Gün içinde tüketeceğiniz 1 avuç kuruyemiş de yine sağlıklı yağlar açısından sizi destekleyecektir. Bu dönemde tahıl tüketmeye özen gösterin. Özellikle bulgur, firik, buğday gibi tahıllara öğünlerinizde yer verin. Sütü arttıran diğer besinler arasında dereotu ve fesleğen de vardır. Tuzunuzu iyotlu kullanın.<br>Çay, kahve, kola gibi şekerli ve asitli içecekleri tüketmeyin. <strong>Emziren anneler ne yememeli</strong> diyorsanız kesinlikle asitli içecekleri hayatınızdan çıkarmalısınız.<br>Demir yönünden zengin; et, tavuk, balık, yumurta, sakatatlar, kurutulmuş meyveler, sakatatlar, pekmez, ve yeşil yapraklı sebzeler mutlaka tüketilmelidir.<br><strong>Emziren anne</strong> ne yemeli sorunun yanında, ruhun gıdası olduğuna inandığımız uyku da çok önemlidir. Uyku kalitenizi arttırmak için bu dönemde kafeinli içeceklerden uzak durmalı ve günde en az 7 saat uyumaya özen göstermelisiniz.<br>Emziren anneler ne yememeli sorunuza cevap verecek olursak kesinlikle içeriğini bilmediğiniz hiçbir gıda maddesini tüketmemeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Gıdalarda bulunan katkı maddeleri anne sütünden bebeğe geçerek istenmeyen sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca; içlerindeki sülfür nedeniyle karnabahar, brokoli, lahana, elbette gazlı içecekler, acı ve baharatlı yemekler, kavun, kiraz, pırasa, kereviz, enginar gibi besinlerden de uzak durmalısınız.</p>
<p><a href="https://blog.vicco.com.tr/emzirme-doneminde-nasil-beslenmelisiniz/">Emzirme Döneminde Nasıl Beslenmelisiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://blog.vicco.com.tr">Vicco Blog</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.vicco.com.tr/emzirme-doneminde-nasil-beslenmelisiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2294</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
